Hızlı bilgi

Sıkça Sorulan Sorular

Hukuki süreçlere ilişkin sık sorulan soruların genel nitelikteki yanıtlarını konu başlıklarına göre inceleyin.

Soru ve yanıtlar

Merak edilen hukuki konular

Her yanıt genel bilgilendirme niteliğindedir; süreler ve uygulanacak yöntem somut olayın koşullarına göre değişebilir. İçerikler 25 Temmuz 2026 tarihinde güncel mevzuat yönünden kontrol edilmiştir.

01 Aile Hukuku

Aile hukuku rehberi

Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine göre anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi gerekir. Hâkim tarafları bizzat dinler; iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirir ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulursa boşanmaya karar verebilir. Protokoldeki eksiklikler veya çocuk yararına aykırı hükümler hâkim tarafından değiştirilmek istenebilir.

Kanunda bütün dosyalar için geçerli sabit bir sonuçlanma süresi bulunmaz. Anlaşmalı boşanmada protokolün eksiksiz olması ve tarafların duruşmaya katılması süreci kısaltabilir. Çekişmeli boşanmada tebligat, deliller, tanıklar, uzman incelemeleri ve kanun yolları süreyi etkiler. Bu nedenle kesin ay veya yıl vermek doğru değildir; süre, mahkemenin iş yükü ile dosyanın kapsamına göre değişir.

Boşanma ve ayrılık davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Velayette temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme çocuğun yaşı, eğitimi, sağlığı, yaşam düzeni, ebeveynlerin bakım imkânları ve çocuğun görüşünün alınmasının uygun olup olmadığı gibi unsurları birlikte değerlendirir. Velayet kendisine verilmeyen ebeveynle kişisel ilişki de çocuğun sağlık, eğitim ve güvenliği gözetilerek düzenlenir. Koşullar sonradan önemli ölçüde değişirse velayet ve kişisel ilişki yeniden değerlendirilebilir.

Dava devam ederken eşin ve çocukların geçimi için tedbir nafakası; boşanma sonrasında çocuğun bakım ve eğitim giderleri için iştirak nafakası; boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eş için yoksulluk nafakası gündeme gelebilir. Miktar belirlenirken tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ihtiyaçlar ve ödeme gücü değerlendirilir. Koşullar değiştiğinde nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması talep edilebilir.

Her malın doğrudan yarıya bölünmesi şeklinde otomatik bir paylaşım yoktur. Öncelikle eşlerin tabi olduğu mal rejimi, malların edinilme tarihi ve kaynağı, kişisel mal olup olmadığı, mala ilişkin borçlar ve varsa değer artış payı incelenir. Yasal rejim kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimidir. Miras veya karşılıksız kazanma gibi kişisel mallar ile edinilmiş mallar farklı değerlendirilir; sonuç tasfiye hesabına göre belirlenir.

Şiddete uğrayan veya şiddet tehlikesi altında bulunan kişiler 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir talep edebilir. Yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, ortak konuttan uzaklaştırma, geçici koruma ve gerekli görülen diğer tedbirler somut duruma göre kararlaştırılabilir. Acil tehlikede 112, kolluk, Cumhuriyet başsavcılığı, mülki amir veya aile mahkemesine başvurulabilir. Delil bulunmaması başvuru yapılmasına tek başına engel değildir.

02 Ceza Hukuku

Ceza hukuku rehberi

Şüpheliye isnat edilen fiil anlatılmalı; susma hakkı, müdafi yardımından yararlanma hakkı ve lehine delillerin toplanmasını isteme imkânı bildirilmelidir. Kişi yakınlarından birine durumunun bildirilmesini de isteyebilir. Beyanın özgür iradeye dayanması gerekir; kötü davranma, aldatma, cebir veya hukuka aykırı vaat gibi yöntemlerle ifade alınamaz. İfade tutanağı okunmadan veya içeriği anlaşılmadan imzalanmamalıdır.

Soruşturma aşamasında suç şüphesi altında bulunan kişi şüpheli, iddianamenin kabulünden hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişi sanıktır. Suçtan doğrudan zarar gören kişi mağdur; yetkili makamlara şikâyetini bildiren kişi ise müşteki olarak adlandırılır. Aynı kişi hem mağdur hem müşteki olabilir. Bu sıfatlar, kişinin dosyadaki haklarını ve yapılacak bildirimleri etkiler.

Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesine göre kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyete bağlı suçlarda süre, fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren altı aydır. Fiil ile failin farklı tarihlerde öğrenilmesi, birden fazla fail bulunması veya özel kanunda ayrı süre öngörülmesi hesabı değiştirebilir. Her suç şikâyete bağlı değildir; bazı suçlar Cumhuriyet savcılığınca resen soruşturulur.

Tutuklama bir ceza değil, kanundaki koşullar gerçekleştiğinde uygulanabilen geçici bir koruma tedbiridir. Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yanında kaçma veya delilleri etkileme gibi bir tutuklama nedeni ve ölçülülük değerlendirmesi gerekir. Adli kontrol; imza verme, yurt dışına çıkamama veya belirli yerlere gitmeme gibi yükümlülüklerle tutuklamaya alternatif olabilir. Tedbirlerin devamı ve ölçülülüğü dosya içinde incelenebilir.

HAGB, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesindeki şartlar oluştuğunda kurulan mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasıdır. Kural olarak iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası, önceki kasıtlı mahkûmiyet durumu, yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin kanaat ve zararın giderilmesi gibi koşullar değerlendirilir. Denetim süresi yetişkinlerde beş yıldır. 2024 değişikliği sonrasında HAGB kararlarına karşı kural olarak istinaf yolu bulunmaktadır.

Uzlaştırma, yalnızca kanunda uzlaştırma kapsamında olduğu belirtilen suçlarda şüpheli veya sanık ile mağdur ya da suçtan zarar görenin uzlaştırmacı aracılığıyla çözüm aramasıdır. Teklifin kabul edilmesi suçun kabul edildiği anlamına gelmez. Edim kararlaştırılması hâlinde içeriği açıkça anlaşılmalıdır. Uzlaşmanın sağlanması ve edimin yerine getirilmesi, dosyanın aşamasına göre kovuşturmaya yer olmadığı veya davanın düşmesi sonucunu doğurabilir.

Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez. Ancak bir ses kaydı, mesaj, görüntü veya dijital verinin hukuka uygunluğu; nasıl elde edildiği, özel hayatın gizliliği, ani gelişen olay, başka türlü delil elde etme imkânı ve ilgili yargı kararları birlikte değerlendirilerek belirlenir. Her kayıt kendiliğinden geçerli veya geçersiz sayılamaz.

03 İş Hukuku

İş hukuku rehberi

Kıdem tazminatı için kural olarak aynı işverene bağlı en az bir yıllık çalışma ve kanunda kıdem tazminatına hak kazandıran bir sona erme nedeni gerekir. İşverenin haklı neden olmadan feshi, işçinin haklı nedenle feshi, askerlik, emeklilik şartlarının sağlanması ve kadın işçinin evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde ayrılması gibi hâller gündeme gelebilir. Sadece istifa başlığı kullanılması, gerçek sona erme nedeninin araştırılmasına engel değildir.

Belirsiz süreli iş sözleşmelerinde bildirim süreleri işçinin kıdemine göre belirlenir. Altı aydan az kıdemde iki hafta, altı ay ile bir buçuk yıl arasında dört hafta, bir buçuk ile üç yıl arasında altı hafta, üç yıldan fazla kıdemde sekiz haftadır. Kanundaki süreler asgari olup sözleşmeyle artırılabilir. Haklı nedenle derhal fesih hâllerinde ihbar süresi uygulanmaz.

4857 sayılı İş Kanunu bakımından haftalık 45 saati aşan çalışma kural olarak fazla çalışmadır ve her saat için normal saatlik ücretin yüzde 50 artırılmış tutarı ödenir. Haftalık süre sözleşmeyle 45 saatin altında belirlenmişse bu süreyi aşan ve 45 saate kadar olan çalışma fazla sürelerle çalışma sayılarak yüzde 25 artırımlı hesaplanır. Denkleştirme, gece çalışması ve özel çalışma düzenleri ayrıca değerlendirilmelidir.

İş güvencesi kapsamındaki belirsiz süreli sözleşmede; işyerinde en az otuz işçi bulunması, işçinin en az altı aylık kıdemi olması ve kanundaki işveren vekili istisnasına girmemesi temel şartlardandır. Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulmalıdır. Anlaşma olmazsa son tutanaktan itibaren iki hafta içinde dava açılması gerekir. Bu süreler hak kaybı bakımından önemlidir.

Kanuna veya bireysel ya da toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde dava açmadan önce arabulucuya başvuru kural olarak dava şartıdır. Arabuluculukta anlaşma zorunlu değildir; taraflar çözüm bulamazsa son tutanakla dava yoluna gidilebilir. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları bu zorunluluğun istisnasıdır.

İşyerinde işe başladığı tarihten itibaren deneme süresi dâhil en az bir yıl çalışan işçi yıllık ücretli izne hak kazanır. Hizmeti bir yıldan beş yıla kadar olanlara en az 14 gün, beş yıldan fazla ve 15 yıldan az olanlara en az 20 gün, 15 yıl ve üzeri olanlara en az 26 gün izin verilir. On sekiz yaşından küçük ve elli yaşından büyük işçiler için yıllık izin 20 günden az olamaz.

İşveren iş kazasını derhâl yetkili kolluk birimine ve kazadan sonraki üç iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmelidir. Sağlık hizmeti sunucularının da kendi bildirim yükümlülükleri bulunur. Kazanın meydana geliş şekli, işyeri kayıtları, tanıklar, kamera görüntüleri ve sağlık belgeleri korunmalıdır. Bildirimin yapılması tek başına kusur veya tazminat sorumluluğunu belirlemez; olay ayrıca incelenir.

04 Kira Hukuku

Kira hukuku rehberi

Geçici yüzde 25 konut kira artış sınırı 1 Temmuz 2024 sonunda sona ermiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesine göre yenilenen kira dönemindeki artış anlaşması, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını aşamaz. Sözleşme tarihi, kira türü, beş yıllık sürenin dolup dolmadığı ve kira tespitine ilişkin koşullar ayrıca incelenmelidir.

Beş yılın dolması kira bedelini kendiliğinden değiştirmez. Beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen sözleşmelerde hâkim; TÜFE’nin on iki aylık ortalama değişim oranını, kiralananın durumunu, emsal kira bedellerini ve hakkaniyeti değerlendirerek yeni bedeli belirleyebilir. Kararın hangi kira döneminden itibaren etkili olacağı, davanın açılma zamanı ve önceden yapılan bildirimle bağlantılıdır.

Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesine göre konut veya çatılı işyeri kiracısının, kiralananın tesliminden sonra belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmesi gerekir. Taahhüdün teslimden önce veya kira sözleşmesiyle aynı anda alınması geçerlilik tartışması doğurabilir. Kiracı belirtilen tarihte çıkmazsa kiraya veren, bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmalı veya dava açmalıdır.

Kiraya veren kiracıyı kendiliğinden veya zor kullanarak çıkaramaz. Kira borcunun ödenmemesi, geçerli tahliye taahhüdü, iki haklı ihtar, kiraya verenin kendisi veya kanunda sayılan yakınları için gerçek ve samimi konut ya da işyeri ihtiyacı, yeniden inşa ve esaslı onarım gibi kanuni nedenler gündeme gelebilir. Her nedenin bildirim, süre ve dava şartları farklıdır.

1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, ilamsız icra yoluyla tahliye hükümleri hariç olmak üzere, dava açmadan önce arabulucuya başvuru dava şartıdır. Kira tespiti, uyarlama, tahliye ve kira sözleşmesinden doğan birçok uyuşmazlık bu kapsamdadır. Tarafların anlaşması zorunlu değildir; anlaşma olmazsa son tutanak düzenlenerek dava açılabilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 342. maddesine göre güvence verme borcu kararlaştırılmışsa güvence üç aylık kira bedelini aşamaz. Para veya kıymetli evrak olarak verilen güvence, kiraya verenin onayı olmadan çekilememek üzere bankaya yatırılmalıdır. Kira sonunda güvence bedelinden kesinti yapılıp yapılamayacağı teslim tutanakları, aidat ve kira borçları ile kiralanandaki olağan kullanım dışındaki zararlar dikkate alınarak belirlenir.

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren, ödenmeyen kira için kiracıya yazılı süre vererek borcun ödenmesini isteyebilir; bu süre kural olarak en az otuz gündür. Borç verilen sürede ödenmezse sözleşmenin feshi veya icra yoluyla tahliye gündeme gelebilir. Aynı kira yılı içinde iki haklı ihtarın oluşması da ayrı bir tahliye sebebi olabilir. Ödeme tarihi ve tebligat belgeleri önem taşır.

05 Miras Hukuku

Miras hukuku rehberi

Mirasçılık belgesi, yasal mirasçıları ve miras paylarını gösterir. Kural olarak noterlikten veya sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Nüfus kayıtlarının yeterli olmadığı, yabancılık unsuru bulunduğu veya yargılama gerektiği bazı durumlarda noter belge veremeyebilir ve mahkemeye başvurmak gerekir. Mahkemece düzenlenen mirasçılık belgeleri uygun koşullarda e-Devlet ve UYAP üzerinden görüntülenebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesine göre miras kural olarak üç ay içinde reddedilebilir. Süre yasal mirasçılar için, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe, mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten başlar. Ret beyanı mirasın açıldığı yer sulh hukuk mahkemesine kayıtsız ve şartsız olarak yapılır. Tereke mallarını sahiplenme veya olağan yönetimi aşan işlemler ret hakkını etkileyebilir.

Mirasçılar mirası, hak ve borçlarıyla bir bütün olarak ölüm anında kazanır ve kural olarak mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olabilir. Borç durumu bilinmiyorsa mirasın reddi, resmî defter tutulması veya resmî tasfiye gibi seçenekler süreleri içinde değerlendirilmelidir. Terekeye ilişkin ödeme, devir veya mal sahiplenme işlemi yapılmadan önce aktif ve pasiflerin araştırılması önemlidir.

Türk Medeni Kanunu resmî vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve olağanüstü şartlarda sözlü vasiyetname türlerini düzenler. El yazılı vasiyetnamenin baştan sona mirasbırakanın el yazısıyla yazılması, tarih içermesi ve imzalanması gerekir. Resmî vasiyetname yetkili görevli ve tanıklar önünde düzenlenir. Şekil şartlarındaki eksiklikler iptal uyuşmazlığına yol açabileceğinden metnin ve düzenleme biçiminin dikkatle hazırlanması gerekir.

Kanun bazı yasal mirasçıların miras payının belirli bölümünü saklı pay olarak korur. Mirasbırakanın bağışları veya ölüme bağlı tasarrufları tasarruf edilebilir kısmı aşarsa saklı payı zedelenen mirasçı, koşulları varsa tenkis talep edebilir. Hesapta terekenin değeri, borçlar, iadeye veya tenkise tabi kazandırmalar ve mirasçılık sıfatı birlikte incelenir. Tenkis talepleri kanuni sürelere tabidir.

Muris muvazaası, mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırma amacıyla gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesi iddiasına dayanır. Her devir muris muvazaası sayılmaz. Mirasbırakanın gerçek iradesi; satış bedeli, ekonomik durum, aile ilişkileri, bakım ihtiyacı ve olayın tüm koşulları değerlendirilerek araştırılır.

Mirasçılar terekeye elbirliği hâlinde malik olur. Bütün mirasçıların anlaşmasıyla paylaşma sözleşmesi yapılabilir; anlaşma sağlanamazsa paylaşma veya ortaklığın giderilmesi yolları gündeme gelir. Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvuru dava şartıdır. Taşınmazın aynen bölünmesi mümkün değilse satış yoluyla paylaşım değerlendirilebilir.

06 İcra Hukuku

Hukuki makaleler

Tarafı olduğunuz icra dosyaları e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portal hizmetleri kullanılarak görüntülenebilir. Ödeme emri ve diğer belgeler ayrıca kanuna uygun biçimde tebliğ edilir. Sadece telefon, SMS veya sosyal medya mesajına dayanarak ödeme yapılmamalı; dosya numarası, icra dairesi, alacaklı bilgisi ve tebligat içeriği resmî sistemden doğrulanmalıdır.

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borca, yetkiye ve imzaya itiraz süresi kural olarak ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür. Ancak kambiyo senetlerine özgü takip, ilamlı takip, kiralananın tahliyesi ve rehnin paraya çevrilmesi gibi takip türlerinde süre ve başvuru mercii farklı olabilir. Bu nedenle belgenin başlığı ve takip yolu görülmeden yalnızca yedi günlük süreye güvenilmemelidir.

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte süresinde yapılan geçerli itiraz takibi durdurur. Alacaklı, elindeki belgenin niteliğine göre itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna başvurabilir. Borçlunun itirazında borca, faize, yetkiye ve imzaya ilişkin sebepleri doğru biçimde belirtmesi önemlidir. Kısmi itirazda kabul edilen borç miktarının açıkça gösterilmemesi sonuç doğurabilir.

Tebligatın kanundaki adrese ve yönteme uyulmadan yapılması hâlinde usulsüz tebligat gündeme gelebilir. Muhatap tebligatı fiilen öğrendiğini bildirirse öğrenme tarihi tebliğ tarihi sayılabilir; bu tarih ve usulsüzlük icra dosyasında ileri sürülebilir. Tebligatın hiç öğrenilmemesi ile usulsüz öğrenilmesi farklı sonuçlar doğurabilir. Süre kaybını önlemek için dosya öğrenildiğinde gecikmeden işlem yapılmalıdır.

İcra ve İflas Kanunu kapsamında ücretin tamamı kural olarak haczedilmez. Borçlunun ve ailesinin geçimi için gerekli miktar ayrıldıktan sonra haczedilecek bölüm belirlenir; ücretlerde haciz oranı kural olarak dörtte birden az olamaz. Birden fazla maaş haczi varsa sıraya alınmaları mümkündür. Nafaka alacakları ve özel kanun hükümleri farklı sonuç doğurabilir.

Borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için gerekli kişisel eşyalar ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden ev eşyaları kural olarak haczedilemez. Aynı amaçla kullanılan birden fazla eşya, kıymetli evrak, altın, para, değerli taş ve antika gibi varlıklar bu korumanın dışında kalabilir. Eşyanın niteliği, sayısı ve zorunlu ihtiyaç olup olmadığı somut durumda değerlendirilir.

İhtiyati haciz, para alacağının ileride tahsilini güvence altına almak amacıyla borçlunun mallarına mahkeme kararıyla geçici olarak el konulmasını sağlayan koruma tedbiridir. Rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş alacaklarda kanuni koşulların bulunması gerekir; vadesi gelmemiş alacaklarda ek şartlar aranır. Mahkeme yaklaşık ispat ve teminatı değerlendirir. Karardan sonra kanundaki sürelerde takip veya dava işlemlerinin yapılması gerekir.

Resmî kaynaklar

Güncel mevzuat ve dosya sorgulama

Kanun metinleri ve dosya bilgileri zaman içinde değişebileceğinden işlem öncesinde resmî kaynakların güncel hâli kontrol edilmelidir.

WhatsApp